İçeriğe atla
Klinik Psikolog Buse Akçay
← Blog

Bireysel Terapi

Yetişkin terapisinde çalıştığım alanlar

Ağustos 2026 11 dk okuma

Yetişkin bireysel terapide gelen mesele nadiren tek başlıkta durur. Kaygıyla gelen biri çoğu zaman öz değer temasıyla, depresif duygu durumla gelen biri sıklıkla tükenmişlikle birlikte gelebilir. Bu yazıda yetişkin görüşmelerinde çalıştığım alanları ve her birinde sürecin nasıl ilerleyebileceğini anlatıyorum.

Kaygı bozuklukları ve panik atak

Kaygı, yetişkin terapisine en sık getirilen başlık. Yaygın anksiyete, sosyal kaygı, sağlık kaygısı, performans kaygısı ve panik atak bu şemsiyenin altındadır. Ortak nokta, tehlike sisteminin gerçek tehlike olmadığı durumlarda da devrede kalmasıdır.

Panik atak özellikle korkutucudur çünkü bedensel belirtilerle gelir: çarpıntı, nefes darlığı, göğüste baskı, uyuşma. Pek çok kişi ilk panik atağını kalp krizi sanarak acile gider. Bu deneyimden sonra ikinci bir korku katmanı oluşur — 'ya yine olursa' korkusu — ve asıl kısır döngü çoğu zaman burada kurulur.

Panik çalışmasında ilk adım, bedensel belirtinin tehlikeli olmadığını yalnızca bilgi düzeyinde değil deneyim düzeyinde öğrenmektir. Kaçınma davranışları — kalabalığa girmemek, yalnız çıkmamak, yanında su taşımak — kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede korkuyu besler. Süreç, bu kaçınmaların kademeli ve planlı biçimde geri alınmasıyla ilerler.

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB)

OKB, hakkında en çok yanlış bilinen tablolardan biri. Günlük dilde 'ben biraz OKB'liyim' cümlesi düzenli olmayı anlatmak için kullanılıyor; oysa gerçek tablo düzen sevgisiyle ilgili değil, kişinin zihnine istemsizce gelen ve ciddi sıkıntı yaratan düşüncelerle ilgilidir.

Obsesyonlar zihinden çıkmayan, kişinin kendi değerleriyle çelişen ve bu yüzden onu dehşete düşüren düşüncelerdir: bulaşma düşüncesi, kapıyı kapatmadığından emin olamama, sevdiğine zarar verme korkusu, simetri ya da 'doğru hissettirme' ihtiyacı. Kompulsiyonlar ise bu sıkıntıyı azaltmak için yapılan tekrarlı davranış ya da zihinsel eylemlerdir: kontrol etme, yıkama, sayma, içinden dua etme, sürekli güvence arama.

OKB'de asıl tuzak şudur: ritüel gerçekten rahatlatır — ama sadece birkaç dakika. Her rahatlama, 'ritüel olmadan bu sıkıntı geçmez' inancını güçlendirir ve döngü sıkılaşır. Bu yüzden çalışmanın merkezinde ritüelin azaltılması ve sıkıntının ritüel olmadan da azaldığının deneyimlenmesi yer alır. Bu, kişinin tek başına yapmakta çok zorlandığı ama eşlik edildiğinde belirgin sonuç veren bir süreçtir.

Depresif duygu durum

Depresif duygu durum yalnızca üzüntü değildir; çoğu zaman asıl belirti isteksizlik ve donuklaşmadır. Eskiden keyif veren şeylerin artık hiçbir şey hissettirmemesi, sabah kalkmanın giderek zorlaşması, uyku ve iştah düzeninin bozulması, kendini sürekli yetersiz bulmak.

Depresif dönemde en zorlayıcı kısır döngü şudur: enerji düştüğü için aktivite azalır, aktivite azaldığı için hayattan gelen olumlu geri bildirim azalır, bu da duygu durumu daha da düşürür. Bu yüzden çalışmanın erken aşamasında 'motivasyon gelince yaparım' beklentisini tersine çeviririz — küçük ve ulaşılabilir davranış adımları çoğu zaman motivasyondan önce gelir.

Bunun yanında kişinin kendisiyle kurduğu dil üzerinde çalışılır. Depresif dönemde iç ses genellikle acımasızdır ve kişi bu sesi kendi gerçeği sanır. O sesin bir yorum olduğunu görmek, sürecin dönüm noktalarından biridir.

Öz değer ve içsel eleştirmen

Öz değer teması nadiren tek başına gelir; genellikle başka bir başlığın altından çıkar. Kaygıyla gelen kişinin altında 'hata yaparsam değersizim' inancı, ilişki sorunuyla gelen kişinin altında 'ihtiyaçlarımı söylersem terk edilirim' inancı olabilir.

Mükemmeliyetçilik bu alanın en sık görünen hali. Dışarıdan disiplin gibi görünür, içeriden ise sürekli yetersizlik hissi olarak yaşanır. Başarı sevinç getirmez; sadece bir sonraki eşiği yükseltir.

Bu temada çalışma, kişinin kendine yönelttiği standartların nereden geldiğini görünür kılmakla başlar. Bu standartlar çoğu zaman erken dönemde işe yaramış, koruyucu olmuş kurallardır — ama yetişkin hayatta bedeli ağırlaşmıştır.

İlişki örüntüleri, yas ve yaşam geçişleri

Tekrar eden ilişki kalıpları bireysel terapinin sık başlıklarından. Benzer dinamiklerin farklı kişilerle yeniden kurulması, sınır koymakta zorlanma, çatışmadan kaçınma ya da tam tersine sürekli çatışmaya girme. Bunlar karakter özelliği değil, öğrenilmiş ve dolayısıyla üzerinde çalışılabilir örüntülerdir.

Yas yalnızca ölümle sınırlı değildir. Bir ilişkinin bitişi, sağlık kaybı, memleketten ayrılma ya da kurulan bir hayalin gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması da yas sürecidir. Yasın 'aşamalarla' ilerlediği ve belirli sürede biteceği yaygın inancı doğru değildir; yas dalgalar halinde gelir ve kişiye özgü bir ritmi vardır.

Yaşam geçişleri — mezuniyet, iş değişikliği, taşınma, ebeveynliğe geçiş, ayrılık sonrası uyum — dışarıdan 'olumlu' görünse bile zorlayıcı olabilir. Bir şeyin iyi olması, aynı anda kayıp içermediği anlamına gelmez.

Bu konularla nasıl çalışıyorum?

Görüşmeleri bilişsel davranışçı terapi zemininde yürütüyorum. BDT, düşünce-duygu-davranış arasındaki bağı somut biçimde çalışan ve kaygı bozuklukları, OKB ve depresif tablolar için uluslararası tedavi kılavuzlarında ilk sırada yer alan bir yaklaşım.

Ancak BDT benim için sadık kaldığım bir zemin, tek başına uyguladığım katı bir ekol değil. Seansta neyin konuşulacağını ve nasıl ilerleneceğini kitaptaki sıra değil, karşımdaki kişinin kendi hikâyesi belirler. Çözüm odaklı görüşme teknikleri, psikoeğitim ve duygu düzenleme çalışmaları getirilen meseleye göre sürece dahil olur.

Bazı tablolarda psikiyatrik değerlendirme önerilir — özellikle belirtiler günlük işlevselliği ciddi biçimde etkiliyorsa. Bu bir başarısızlık değil, sürecin doğru kurulmasıdır; terapi ve ilaç tedavisi birbirinin alternatifi değil, çoğu zaman birbirini destekleyen iki ayrı yoldur.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve bir psikolog görüşmesinin yerini tutmaz. Acil bir durumda lütfen 112 Sağlık Acil Servisi veya 182 İntihar Önleme Hattı'nı arayınız.

Görüşme talebi

Sürece dair sorularınızı doğrudan iletebilirsiniz.